BAZI İLKLER HAKKINDA

12:24


Bazı ilkler hakkında ufak tefek şeyler anlatmak istiyorum.

Birinci ilk: İşe girdim. Cidden.

İlginç bir olaylar silsilesi yaşandı: Ben kariyernet'te en az 2 yıl tecrübe isteyen o malum işlerin hepsine yeni mezun-sıfır deneyim halimle çılgınlar gibi başvuruyordum ve açıkçası en azından yılbaşına kadar geçerli olmak üzere iş bulmaktan tamamen umudumu da kesmiştim. Linkedin profilimi güncelliyor, Facebook'taki özel eğitim ilanlarına bakıyordum, kamuda zaten ilan çıkan kurum bulabilene aşk olsundu. Yurtdışında iş arayanların "Pain Letter"ını da yeni keşfettiğim zaman oluyordu tam olarak (iş arayanlar bir İK'yı gözlerine kestirip sıkı bir şekilde takip ediyor, ardından "şöyle bir sorununuz olduğunu gördüm, biz eski şirketimizde şöyle bir çözüm üretmiştik, ayrıntıları konuşmak isterseniz iletişim adresim şu" diye kısa bir not bırakıyorlardı; bu durum da insan kaynaklarının dikkatini çekiyordu. Bu yüzden adına Pain Letter diyorlardı, "çektiğiniz acıyı anlıyorum". Ya da aslen, "işsizlikten acılar içinde kıvranıyorum" da olabilir.). Ama tecrübesizlikten bir Pain Letter bile yazamıyordum..

Böyle düşünceler içerisinde sürüklendiğim bir gün, bir iş görüşmesine çağrıldım ve görüşmeyi yapan İK direktörü, kimler başvurmuş diye bakmak için kariyernet'e girdiği zaman karşısına ilk benim CV'imin çıktığını söyledi. O an dikkatini çekmiştim. Başvuru koşullarında en az 2 yıl tecrübe istedikleri için ve ben tecrübesiz olduğum için direkt elenmem an meselesiymiş. Bu bana çok komik gelmişti. Lafı uzatmayayım (ki hiç uzatmam normalde, bilirsiniz), kaderin garip cilveleri sonucunda bir şekilde gelip o koltuğa oturmayı başarabilmişim. Dahası, Direktör blogdaki son yazımı okumuş, benim neden İK istediğimi de zaten oradan biliyormuş.

Bu blogda yazdıklarımı bir gün müstakbel işverenlerimin okuyacağını hiç düşünmemiştim. Bu kesinlikle dikkatimi çeken bir ilk'ti.

Ardından bu aralar hayatımda "ilk" kez şöyle bir telefon aldım: "Size iş teklifi yapmak istiyoruz, şu gün şu saatte şuraya gelebilir misiniz?" Gelirdim.

Bu sırada trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gitmeye devam ediyordu ve ben bir gün kendimi Ikea'da gezinirken şöyle düşünüyor halde buldum: Bunların hepsini yeterince çalışırsam alabilir miyim yani? Şimdiye kadar yüzlerce kez kendi evimi bu eşyalarla donatmıştım ama bir saniye, yani gerçekten yapabiliyordum.

Bu, takdire şayan bir şaşkınlıktı ve kesinlikle güzel bir "ilk"ti. Üniversite hayatım boyunca kredimi öyle küçük küçük kullanmıştım ki kendi evimi dayayıp döşeme düşüncesi bende uzun uğraşlar sonucu Anadolu'nun kapılarını açan Türklerin savaş sonrası hissini yarattı: Tuhaf bir yayılma ve genişleme hissi. Ancak tabii ki bu durum bende böyle masum bir şekilde devam etmedi, her şeyin olduğu gibi bunun da cıvığını çıkardım: Bir saniye sonra Yargıcı'dan alacağım gömlekleri ve pantolonları hesaplıyor, hayalimde kıpkırmızı Toyota Yaris'ime biniyor ve uzaklardaki evime doğru hız sınırları içerisinde seyrederek uzaklaşıyordum...

Üniversite hayatım boyunca hiç kredi kartı kullanmadığım için, bu teknolojinin varlığına ilk kez şahit olmuşum gibi etrafta dolaşıyor ve kendime kurallar koymaya çalışıyordum. Bu, dikkate değer bir "ilk"ti: Bir yanım Mango'daki yeni sezon için "korumalarıma söyleyin, hepsini alsınlar" diyerek dolaşıyordu. Hermés Birkin çantamın içerisinden Prada cüzdanımı çıkartmakla uğraşmayacaktım bile... Diğer yanım ise yeni bir telefon alsam, onun taksidi ne kadar olur şimdi diye hesap kitap içerisinde kalıyordu. Hayat bu noktada bir çıkmaz halini almıştı: Anlaşılan ayak uydurmam gereken çok fazla değişiklik vardı. Maaş kartımla beraber gelen kredi kartımı cüzdanıma yerleştiriyor, sarı rengini yavaş yavaş sevmeye başlıyordum.

Ailede çocuklar arasında "ilk" kez işe giren ben olduğum için evde tuhaf bir şaşkınlık havası da hakim olmuştu: Arkadaşlar ben artık resmen "baba" olmuştum. Dikkatinizi çektiyse konuşmam bile değişmişti, artık bu evde tutumlu olmanın vakti gelmişti... Yok yok, o kadar da değildi.

Ama bir an bir havaya girmiştim.

Mis gibi bir "ilk" de böyle geçmişti.

Velhasılıkelam, 23 yaşına gelip şimdiye kadar hiç çalışmamış olmanın ezikliği, olanların şaşkınlığı derken ben de böylece buraya dönmüş oldum.

Burası, güzel bir bozkır manzarası olan şimdilik sakin bir yoldu ve bitene kadar anlatacak daha çok şey vardı...

3 yorum:

  1. Çok sevindim, hayırlı uğurlu olsun.Çalışmak, yıllardır emek verdiğin mesleği tatmin duygusu ile icra etmek gerçekten çok güzel bir duygu. Çok sevgiler,
    Feride

    YanıtlaSil