Her şey bu kadardır ve ılık, taşlaşmış bozkır toprağının
üstünde, antik şehirlerden gelen tatlı su kaynaklarını buluverirsin. Bir şey vardır,
bir şey yoktur. Bir şey vardır. Bir şey. Vardır.
Seçilmiş tepkilerin içerisinde bir duraksama. Kendisine
gelir. Bir şey vardır, bir şey, yoktur.
Kendisine has o kıymıklı hareketine
başlıyor → düzeltiyor → tekrar yapıyor → vazgeçiyor → tekrar bakıyor…
Bir şey vardır. Ilık bir bozkır rüzgarı, taşların üzerinde. Sessizlikten
korkmadan burada dolaşabiliyor. Hareketine başlamış ılık bir bozkır rüzgarı
çevremizde sallanıyor. Kendisini düzeltiyor. Kendisine bir çekidüzen veriyor ve
toparlanıyor ama sonra bir anda çok dağılıyor. Tekrar deniyor, tekrar
denediğinde bir parçasını kaybediyor ama içinde, görünenin arkasında bir kaynağı
var ve oradan güç alıyor ve tekrar harekete geçiyor. Orada ne olduğunu seziyorum,
bir şey var, bir koku var, onu alıyorum ve onun izini sürmeyi isteği duymaya
engel olamıyorum ve bu beni başka bir rüzgara çıkartıyor, rüzgarlar etrafımda,
rüzgarlar etrafımda başımı döndürüyor ve dağılıyor, tekrar bir araya geliyor ve
tekrar dağılıyor ve tekrar bir araya geliyor ve tekrar dağılıyor ve tekrar, tekrar,
tekrar, dağılıyor, bir araya geliyor, kokuyu kaybediyor, kokuyu alıyor, peşinden
gitme isteğine engel olamıyorum.
Başım dönmüş halde koşarak uzaklaşıyorum ve kendi toprağıma
gidiyorum. Haşin bir bozkır yurdundan dayak yemiş gibi çıktıktan sonra kendi
çayırlarım ılık, yumuşacık ve o kadar sakin ki…
Tüm gün çarpışan orduların akşam olduğunda yan yana siperlerde uzanması gibi bir şey bu. Yılgınlık. Asla bırakamadığım her şeyin adını tek tek koyuyorum. Bir anda hayatına giren ve etrafı pesperişan eden pek çok şey ve onların hepsine de kendi ismimi veriyorum. Onları bütünledim. Bütünledim onları. Yorgunlukla uzanmak istediğimde ama bir bozkır rüzgarı azıcık dinlenmiş haliyle bile kulaklarımın yanında uğuldamaya başladığında… Tekinsiz olan şeyin kokusunu almış ve yola çıkmıştım bile. Mızırdanıyor kulağımın dibinde. Duyuyorum onu. Kendisine has bir hareket ekonomisi var ve tasarruf planında. Nefret ediyorum ondan. Ansızın duruyor ve hemen sonra kendisine has o kıymıklı hareketine
başlıyor → düzeltiyor → tekrar yapıyor → vazgeçiyor → tekrar bakıyor…
Beynimde uğulduyor, kendisini düzeltiyor. Kendisine bir çekidüzen veriyor ve toparlanıyor ama sonra bir anda çok dağılıyor. Rüzgarıyla uğraşıyor, debeleniyor, çarpa çarpa gün yüzüne çıkıyor. Hareketinin hızını ihtiyacına göre ayarlıyor ve tekrar sessizleştiğinde artık kendisini kabul ettiriyor. Bu bir reverans. Bir REVERANS. Al bunu, al!!!!






