canon 550d etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
canon 550d etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

MAKİNE DOSYASI: ŞU AN NE DURUMDAYIZ?

14:56

Genelde merak edilip soruluyor, blogdaki yazılar için son 1 aydır Sony A6000 kullanıyorum. Burada elimdeki Canon 550D, fotoğraf da A6000 ile çekildi. Son 1 aydan önce genelde Fujifilm XE-1, Canon ve bazen de Sony A7 kullandığım gönderiler var. Analog makinem de Zenit TTL. Pezometresinin olmaması yüzünden biraz sıkıntı yaşıyorum bazen, o yüzden telefona lightmeter yükledim, doğrusu epey işe yarıyor. Instagram için en çok telefonun kamerasını kullanıyorum (LG G2), yine de aynasız makineler canımdır.
A6000 ise dediğim gibi bir süredir kullandığım makine. Ufak tefek, oyuncak gibi bir şey. Olur da, almayı düşünenler varsa diye kısa bir inceleme yazmak istedim. Bu yüzden yukarıda bahsettiğim makineler ile hem gövdeler hem markalar arası kıyas yapacağım.

Fujifilm XE-1, mükemmel bir aynasız makineydi, 35mm lens ile analog tadını birebir alabiliyordunuz. Fuji'nin Leica varisi olarak görülmesi boşuna değildi yani bir zamanlar. Çoğu zaman çok memnun kalsam da özellikle düşük ISO'da kötü sonuçlar veriyor ve netlemesi çok yavaş. A6000'in yirmide biri desem abartmış olmam. A6000'in netleme hızına alıştıktan sonra geri kalan her şey aşırı yavaş ve hantal geliyor. Şarj bakımından değerlendirirsem, Fuji 10 üzerinden 7 alabilir. Fuji'nin Türkiye piyasasından çekilmiş olması ve lenslerinin aşırı pahalılığı olumsuz bir yönü. Onun dışında makine her yere taşınabilir, güzel. Sırf zevkine bile alınır gerçekten, o analog havasına sonsuza dek sevgi duyacağım eheh.

Canon 550D bu kıyasta yerini almayabilir ama aynasız gövdenin giriş seviyesi bir dslr'a tercih edilebileceğine bizzat şahit olmuş durumdayım. A6000'in renk derinliği 550D'den daha iyi bir durumda. 550D'nin iyi tarafları şu olabilir: A6000'in ekranı güneş ışığında epey kararıyorken 550D en parlak ışıkta bile net bir vizör görüşü sağlıyor, hatta bu epey etkileyici bir fark. Aynı zamanda şarjı da çok daha iyi. 550D'nin şarjı 10 üzerinden 8 alabilir ama bu durum teknolojisinin geliştiği gerçeğini değiştirmez. 550D ile manuelde gerçekten çok iyi performanslar yakalayabilmek mümkün, ama gövde düğmelerinin karışıklığı ve yerlerindeki zorluğu da olumsuz bana göre. A6000'de de gövde düğmeleri sorunu var, ondan da mutlu olduğum söylenemez.
Gelelim asıl kıyaslamaya. Sony Alpha 7 mi A6000 mi?

Alpha 7'nin netlemesi yavaş. (Ama sanırım sonradan firmware'ler ile biraz toparlamış.) Ve internet üzerinde bütün forumlarda bu makinenin Shutter'ında bir sorun olduğu konuşuluyor. Üzerinde çok fazla oynamış olmama rağmen A7'de stabilizasyon sağlayamıyorum, her zaman aynı sonucu vermiyor. A7'nin renk derinliği A6000'e göre daha iyi ama bu aradaki o kadar fiyat farkını vermek için yeterli bir sebep mi bilmiyorum. İkisinin şarjı da kötü. Bildiğiniz kötü ama ciddi çekimlerde sizi yarı yolda bırakmayacağı bir gerçek. A6000'in kendisiyle beraber gelen kit lensi çok iyi bir lens değil, ben 50mm 1.8 sabit ile kullanıyorum daha çok. Ama A7 özellikle Carl Zeiss'in 35mm lensi ile efsane ötesi sonuçlar verebiliyor. A6000 daha küçük, elin içerisinde kayboluyor. Bu kimisine göre makinenin profesyonel görünüşünü engelliyor, kimi takıntılı olmayanlara göre ise sadece taşıma kolaylığı demek. A7'nin makine ergonomisi kesinlikle daha iyi, düğmelerin yeri de çok daha kolay ulaşılabilir. A6000'nin gövde küçüklüğü bu duruma biraz engel oluyor. A6000, maalesef şarj kitiyle gelmiyor. Makine direkt gövdeden şarj oluyor, ama isterseniz ayrıca batarya kitini alıp harici olarak şarj edebiliyorsunuz. Ki ciddi kullanıcılar için bu zorunlu olan bir şey, yoksa makine üzerinden yapılmak kaydıyla tam şarj tam 5,5 saatte oluyor. A7'nin video autofocusu daha iyi olmasına rağmen A6000 daha iyi bir video kaydedici. Yine A6000'in İSO aralığı kesinlikle çok daha iyi, hatta şu video güzel bir açıklama verir. Geri kalan farklılıklar çok daha minimal şeyler. Sony A6000'in A7'ye göre en büyük olumsuz taraflarından biri uyumlu lens sayısının daha az olması (91'e 62'ydi sanırım). Bu kişilerin lens tercihine göre değişir elbette. Ben iç mekân çektiğim için çok fazla eksikliğini hissetmiyorum sonuç olarak. Burada en ayırıcı özellik fiyat. Body değil, lens fiyatları çok farklı. A6000'den A7'ye geçince fiyat bakımından farklı bir kulvarda olduğunuz yüzünüze çarpıyor. Arada büyük bir fark var, bu farkı göze alabilir misiniz, sizin kararınız tamamen.

Bu arada sonuç...
Not: Bu gönderideki saat Cluse Watches'dan, bileklikler ise sırasıyla The Peach Box ve Ztyle.co.

KIŞA HAZIRLIKLAR BAŞLASIN!

05:18


Sizleri bilmiyorum ama ben hep şu "mevsim-bekleyici", sezon sonu insanlarından oldum.

Artık aileden, daha doğrusu anneden gelen bir şey mi bilmiyorum, bu gerek mutfak anlamında gerek giyim kuşam anlamında her zaman hayatımı etkiliyor. Yaz ayında kış için reçel yapılır. Bahar gelmişken kışın çok pahalı olup indirime giren eşyalara yeniden bakılır, ihtiyaç duyulursa alınır. İşte bu da o gönderilerden biri, çünkü Ağustos'un gelmesiyle beraber yılın soğuk ve kasvetli dönemi için ayrı bir bütçe ayırmaya ve ihtiyaçlarımı yenilemeye de başladım.
Beni tanıyanlar bilir, giyim kuşam anlamında birkaç tane zaafım var ama en etkilisi çanta şüphesiz. Çanta deyince susuyorum ve "bırakın iç döşemesi konuşsun" tadında dolaşıyorum etrafta. Kötü de bir huy, çantaya verilen paraya acıyamamak sendromu bu. Öyle ki geçtiğimiz günlerde evde konuşuyoruz, bana mezuniyet elbisesi yerine sadece bir Celiné çanta alın dedim, herkes şöyle bir dondu kaldı, ben çoktan hayallere dalmışım. Komik ama gerçek de.

O yüzden burada gördüğünüz çantayı görmem ve gözlerimi dört açmam bir oldu. Markası Lo and Son's. Modeli de TT. Aslında bir laptop çantası. Tez yazarken sürekli laptop taşımak zorunda kalacağım için böyle rahat bir şeye ihtiyacım vardı. Dışarıdan bakınca 3 büyük gözü var. Hadi içlerini karıştıralım.
Bu en büyük gözü. İçerisinde 3 ayrı bölme, 1 fermuarlı göz ve 2 de cep var. Yukarıdaki en geniş bölme laptop için ayrılmış ve üstünde küçük bir kayış da var düşmesin diye. Ben 14 inçlik laptop kullanıyorum ve hem yatay, hem dikey şekilde rahat rahat giriyor içine. 15 inç de dikey olarak çok rahat sığabiliyor. Bölmelerin arası bilgisayar zarar görmesin diye süngerlerle kaplanmış.
Bu da ön gözü. Bu gözün içerisinde de ayrı olarak bir fermuarlı bölme, iki cep ve 2 de kalemlik cep bulunuyor. Yine bütün ceplerin içinde incecik süngerler var, ki daha önce bu kadar özenli bir şeyle hiç karşılaşmamıştım.
Çantanın en arka gözü ise yine ön gözüyle aynı boyutlarda ama hem alttan hem üstten fermuarlı. Valiz taşırken alt ve üstteki fermuarları açıp çantayı valizin koluna giydirebiliyorsunuz, böylelikle fazladan yorulmanıza gerek kalmıyor.
Bunlar ise o gün çekime giderken çantamın içerisinde olanlar. Anlık bir fikirle hepsini yere serip çekelim demiştik ve mekanın sahibinin yanımıza gelip ne yapıyorsunuz diye sormasına neden olmuştuk eheh. Ama çantamda her zaman olup burada olmayan şeyler var: El kremi mesela. El kremi çantamda her zaman bulunur ve bir kere çıkarttığım zaman bütün arkadaşlar arasında "döneriz". Dudak nemlendiricisi de aynı şekilde. Biri çıkarıp kendi rujunu sürmeye başladığı gibi bütün kızlar çıkarıp sürmeye başlar hehe.
Eve geldikten sonra çantayı kılıfına koyup kaldırdım, o da artık kışlıklar arasında... Pazartesi stajım başlıyor, bu sıcakta hastaneye gidip gelirken bu kocaman çantayı takmak isteyeceğimi hiç sanmıyorum.

Yine yüzlerce fotoğrafla süslediğim bir yazının daha sonunda geldik, ama blog tutmamın şu anki tek sebebi fotoğraf koymak galiba. Geniş geniş gözüksün istiyorum etrafta, hoşuma gidiyor. Siz ne düşünüyorsunuz, daha fazla fotoğraf mı, daha uzun yazılar mı?
Not: Bu fotoğraflarda bana modellik yapan koyusiyahli'ya çok teşekkürler.